Anasayfa İletişim Sitemap

bayGaReZ

Last moments of Love!..

Bağlanmayacaksın!..

Bu yazı 05 Ocak 2009, 02:24 tarihinde Last moments of Love!.. kategorisine yazılmış.

Get the Flash Player to see this player.
BAĞLANMAYACAKSIN…

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o’nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini…
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…
Can Yücel..

Yaşamın son demleri!..

Bu yazı 07 Aralık 2008, 06:31 tarihinde Last moments of Love!.. kategorisine yazılmış.

Yaşama isteğim kalmadı artık…

Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil…

Bu yazı 11 Kasım 2008, 12:33 tarihinde Last moments of Love!.. kategorisine yazılmış.

Kelimelerin boğaza düğümlendiği anları yaşıyorum şu sıralar… Nasıl anlatayım bilmiyorum, nasıl haykırayım kalbimden gelen çığlıkları, nereye haykırayım ya da ne diye? Haykırsam bir etkisi yok. Söylesem bir tesiri yok. Ama susmaya da gönül razı değil… Ne yapacağımı bilmiyorum, buna nasıl dayanacağımı ise kestiremiyorum.

Nasıl geçiyor zaman bilmiyorum. Kalbimdeki acıyı bastırabilmek için ne yapacağımı bilmiyorum. ‘Al canımı ya Rab’ diye yalvarıyorum rabbime; daha fazla yaşatma bana bu acıyı.

Nasıl geçiyor zaman bilmiyorum. Gözlerimi açıyorum ve resmine bakıyorum. Gözlerimi kapatıyorum ve gül yüzünü görüyorum. Sabah ezanı yankılanıyor sokaklarda; biraz daha uyuyayım diyorum, çok değil 5 dakika, belki bir rüya daha görürüm; belki bir kez daha seni görürüm. Olmuyor, yapamıyorum ve sensiz bir güne daha başlıyorum.

Nasıl geçiyor zaman bilmiyorum. Arkama dönüp baktığımda kocaman 6 ayın geçtiğini görüyorum, sensiz. Nasıl geçti ki o kadar zaman? Benim tek hatırladığım senin resmine baktığımdı. Geçti mi ki? Geçmedi.. Ben hala 6 ay öncesindeyim. Bu günü yaşamak istemiyorum. Aslına bakarsan ben zaten yaşamıyorum.

Nasıl geçiyor zaman bilmiyorum. Bir iki damla yaş süzülüyor gözlerimden; kalbimin acısından mı yoksa sensiz geçen bir günün daha sonuna geldiğimden mi anlayamıyorum. Kapatıyorum gözlerimi, belki rüyamda seni görürüm diye. Öyle olur da güzel bir gün geçiririm diye umutlanıyorum işte… Sabah ezanının sesi ile doğruluyorum. Bir geceyi daha üşüyerek geçirdim diyorum kendi kendime. Uyudum mu yoksa bütün gece ağladım mı yine diye yastığıma bakıyorum. Sonuca şaşırmadım; yastığım her zaman ki gibi ıslak.

Nasıl geçiyor zaman bilmiyorum. Ama bildiğim birşey var. Al canımı artık Yâ Rab. Daha fazla bu acıyı çekmek istemiyorum.

Sayfa 1 / 3123»

Technorati Profile
Add to Technorati Favorites