Arama
Son Yazılar:
- Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil…
- Lütfen Türkçe’nin kullanımına özen gösterelim!..
- Evimdeyim…
- 31 Ekim Cuma, Kader Günü…
- Yorucu bir gün!
- Günün Haberi: dtp.org.tr Hack Edildi!..
- İkilem içerisinde olmak…
- Bu da mı olacaktı…
- Seagate’den 1.5TB lik Harddisk
- Cuil hayal kırıklığı yarattı…
Anket:
Bağlantılar:
- Altın Nesil
- Last Moments Of Love!..
- M.N.A.A.L
- Siber Teknoloji - Siber Teknoloji ve Haber Bloğu
- SMF ve Seo
Kategoriler:
- firefox
- Güncel Haberler
- Hakkımda
- Hosting
- Last moments of Love!..
- Linux
- Seo
- Site Hakkında
- SMF
- Teknoloji Haberleri
- Videolar
Aylık Arşiv
Takvim
Meta
Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil…
Bu yazı 11 Kasım 2008, 12:33 tarihinde Last moments of Love!.. kategorisine yazılmış.
Kelimelerin boğaza düğümlendiği anları yaşıyorum şu sıralar… Nasıl anlatayım bilmiyorum, nasıl haykırayım kalbimden gelen çığlıkları, nereye haykırayım ya da ne diye? Haykırsam bir etkisi yok. Söylesem bir tesiri yok. Ama susmaya da gönül razı değil… Ne yapacağımı bilmiyorum, buna nasıl dayanacağımı ise kestiremiyorum.
Nasıl geçiyor zaman bilmiyorum. Kalbimdeki acıyı bastırabilmek için ne yapacağımı bilmiyorum. ‘Al canımı ya Rab’ diye yalvarıyorum rabbime; daha fazla yaşatma bana bu acıyı.
Nasıl geçiyor zaman bilmiyorum. Gözlerimi açıyorum ve resmine bakıyorum. Gözlerimi kapatıyorum ve gül yüzünü görüyorum. Sabah ezanı yankılanıyor sokaklarda; biraz daha uyuyayım diyorum, çok değil 5 dakika, belki bir rüya daha görürüm; belki bir kez daha seni görürüm. Olmuyor, yapamıyorum ve sensiz bir güne daha başlıyorum.
Nasıl geçiyor zaman bilmiyorum. Arkama dönüp baktığımda kocaman 6 ayın geçtiğini görüyorum, sensiz. Nasıl geçti ki o kadar zaman? Benim tek hatırladığım senin resmine baktığımdı. Geçti mi ki? Geçmedi.. Ben hala 6 ay öncesindeyim. Bu günü yaşamak istemiyorum. Aslına bakarsan ben zaten yaşamıyorum.
Nasıl geçiyor zaman bilmiyorum. Bir iki damla yaş süzülüyor gözlerimden; kalbimin acısından mı yoksa sensiz geçen bir günün daha sonuna geldiğimden mi anlayamıyorum. Kapatıyorum gözlerimi, belki rüyamda seni görürüm diye. Öyle olur da güzel bir gün geçiririm diye umutlanıyorum işte… Sabah ezanının sesi ile doğruluyorum. Bir geceyi daha üşüyerek geçirdim diyorum kendi kendime. Uyudum mu yoksa bütün gece ağladım mı yine diye yastığıma bakıyorum. Sonuca şaşırmadım; yastığım her zaman ki gibi ıslak.
Nasıl geçiyor zaman bilmiyorum. Ama bildiğim birşey var. Al canımı artık Yâ Rab. Daha fazla bu acıyı çekmek istemiyorum.
Lütfen Türkçe’nin kullanımına özen gösterelim!..
Bu yazı 03 Kasım 2008, 15:24 tarihinde Last moments of Love!.. kategorisine yazılmış.
Bilmem hatırlar mısınız? Önceleri çok güzel bir dilimiz vardı… Alfabemizde 29 harf vardı. İnsanların bu Türkçe harfler dışındaki harfleri kullanmadıkları, anlatmak istediklerini tertemiz Türkçe ile anlattığı yıllar vardı… Ama artık o yıllar çok geride kaldı. O güzel Türkçe’mizden eser kalmadı…
“Selam” kelimesinin yerini “slm” aldı. “Tamam” kelimesinin yerini “Ok” aldı. “Çok” kelimesinin yerini “Choq” aldı. İnanın bu son yazdığım kelimeye bakınca utanıyorum. Bu durumun en çok can sıkan yanı da, dilimizi bu hale getirenlerin 13-17 yaş arası genç arkadaşların olması..
MSN Messenger ile iletişimin sağlandığı şu günlerde, insanlar ana dillerinden uzaklaşarak, yozlaşan bir dile doğru hızla ilerliyorlar…
Size şunu söyleyebilirim ki, dilimizin bu denli bozulmasının en büyük sebeplerinden biri de özenticilik. Rap müzik dinleyenler birden bire dillerini bozmaya başlıyorlar. Nedeni ise saçmalıktan ibaret; “Rap tarzı yapıyorum.”
Arkadaşlar, ben de rap ve rock müzik dinleyen bir kişiyim. Lütfen yapmayın!.. Dilinizin yozlaşmasına izin vermeyin. Bu yazıyı yazmamdan bile utanıyorum. “Herkes kendi kapısının önünü süpürse, çevre kirliliği olmaz” diye bir söz var ya, aynen bu konuda da geçerli arkadaşlar. Herkes kendine bir çeki düzen verse, hiç bir sorun kalmaz. Bizler de bu tarz yazılar yazmak zorunda hissetmeyiz kendimizi…
Bu konuda lütfen duyarlı olalım ve lütfen “Dilimize Sahip Çıkalım!..”
Evimdeyim…
Bu yazı 02 Kasım 2008, 19:49 tarihinde Hakkımda kategorisine yazılmış.
Cuma günü geçirdiğim ameliyatın ardından, hastaneden taburcu oldum ve artık evimdeyim. 15 günlük dinlenme dönemi var önümde. Fizik tedavi ile beraber tam olarak 45 gün sonra tekrar normal bir şekilde yürümeye başlayacağım. 15 günlük dinlenme sürecinden sonra 30 gün sürecek fizik tedavi dönemi var. Tam olarak, düzgün yürüyebilmek için egzersizlerimi düzenli olarak yapmam gerek ve ilaçlarımı almam gerek. İnşallah daha iyi olacağım..
Fırsat buldukça internete girmeye çalışacağım. Yatakta bilgisayar kullanmak oldukça zor. Şimdilik sağlıcakla kalın :)





